Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi

Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi

TTOD 2026
Sunum No: PB-082
Diğer

KOLON POLİPİNDEN KAPOSİ SARKOMU TANISI ALAN BİR OLGU

Ekin Akyıldız Usta1, Ömer Işık1, Sinan Ünal1

1 İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

Görüntüleme: 2
 - 
İndirme : 1

AMAÇ
Kaposi sarkomu (KS), deri, mukoz membranlar veya visseral organları tutabilen mor renkli, kabarık lezyonlarla karakterize bir tümördür. Tüm malignitelerin yaklaşık %0,1’ini oluşturan nadir bir neoplazmdır (1). İmmun sistemin baskılanması, özellikle insan immün yetmezlik virüsü (HIV) enfeksiyonu olan veya immünosüpresif tedavi gören kişilerde Kaposi sarkomu gelişimi için kritik bir risk faktörüdür. Antiviral tedavi ve radyoterapinin KS tedavisindeki yeri sınırlıdır; tedavi esas olarak kemoterapi ve immünobiyolojik ajanlardan oluşur. Bunun yanında immünsüpresif tedavinin değiştirilmesi, azaltılması veya kesilmesi de göz önünde bulundurulur. Ancak tüm bu yaklaşımlara rağmen prognoz genellikle kötüdür (2). KS en sık deri yerleşimli olmakla birlikte, özellikle immünsüprese hastalarda oral mukoza, gastrointestinal sistem ve akciğer tutulumu da görülebilmektedir (3). Litertürde kolon polipinden gelişen KS oldukça nadirdir. Biz de KS’nun nadir görülen bir lokalizasyonunu bildirmek istedik.

OLGU
49 yaşında, bilinen kronik hastalığı olmayan ve soygeçmişinde özellik olmayan erkek hasta kronik kabızlık şikayetiyle değerlendirilmiş ve kolonoskopi planlanmış. Kolonoskopide rektumda saptanan saplı polipe polipektomi uygulanmış. Polipektomi patolojisinde yüzeyde yaygın ülserasyon ve çevre mukozal değişiklikler yanısıra diğer alanlarda minimal atipi bulguları gösteren yer yer fasiküller oluşturan iğsi oval şekilli hücreler ve belirgin prolifere vasküler yapılar izlenmiş. İmmünohistokimyasal çalışmada: CD31/CD34: pozitif, HHV- 8: nükleer pozitif; bulgular Kaposi sarkomu ile uyumlu olarak değerlendirilmiş. Hasta polikliniğimize başvurduğunda ECOG performans skoru 0 dı ve aktif yakınması yoktu. Hastanın özgeçmişinde HIV enfeksiyonu, organ nakli, immünsüpresif tedavi öyküsü ve bilinen kronik hastalık yoktu. Fizik muayenede vücudunda herhangi bir deri lezyonu izlenmedi. Dermatoloji bakısı yapıldı, ek odak saptanmadı. Evreleme tetkiklerinde uzak metastaz izlenmedi. Viral serolojide HİV negatif saptandı. Hastanın takipleri halen devam etmekte olup takiplerinde yeni lezyon saptanmamıştır.

SONUÇ
Kolonoskopide saptanan, özellikle hiperplastik veya adenomatöz poliplerin ortak özelliklerini göstermeyen lezyonlarda Kaposi sarkomu nadir de olsa akılda tutulmalıdır. Stromal iğ hücre proliferasyonu açısından dikkatle incelenmelidir. Tanıda dikkatli histomorfolojik değerlendirme ve HHV-8 immün boyası kritik rol oynar. Bu yaklaşım, altta yatan immünsüpresyonun ortaya konması ve hastanın uygun multidisipliner yönlendirilmesi

açısından büyük önem taşımaktadır (4). Hastamız HİV negatif olması ve immunsupreyonu bulunmaması bakımından diğer GİS tutulumu ile giden KS’larından ayrılmaktadır. Ayrıca kolon polipi dışında başka bir odakta KS lezyonu saptanmamış olması da vakamızı ilginç kılmaktadır.


Anahtar Kelimeler : kolon polipi, kaposi sarkomu, immunsupresyon