Giriş
İmmün checkpoint inhibitörleri (ICI), solid tümörlerde sağkalımı artırmış, ancak beraberinde getirdiği immün-ilişkili yan etki (irAE) riski klinik yönetimi zorlaştırabilmektedir. Birden fazla irAE gelişen hastalara ilişkin veriler sınırlıdır. Çalışmamızda, ICI tedavisi sırasında en az iki irAE gelişen solid tümörlü hastalarda klinikopatolojik özellikler ve sağkalım üzerine etkili faktörlerin değerlendirilmesi amaçlandı.
Gereç ve Yöntem
Retrospektif, tek merkezli bu çalışmaya, ICI tedavisi sırasında eş zamanlı ve/veya ardışık en az iki ve üzeri irAE gelişen 25 hasta dahil edildi. Klinikopatolojik özellikler, tedavi bilgileri, irAE profili ve sağkalım verileri analiz edildi. Progresyonsuz sağkalım (PFS) ve genel sağkalım (OS) Kaplan–Meier yöntemiyle hesaplandı. Prognostik faktörler tek ve çok değişkenli analizlerle değerlendirildi.
Bulgular
Ortanca yaş 64 (aralık; 39–81) olup hastaların %68’i erkekti. Olguların %96’sının ECOG PS'si 0 olup, %64’ü tanı anında evre IV idi. En sık tanılar küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) (%44) ve renal hücreli kanser (RCC) (%24) idi. Hastaların %80’i birinci seri ICI tedavisi almıştı. Ortanca ICI tedavi süresi 12.2 ay idi. Objektif yanıt oranı %84, klinik fayda oranı %96 olarak saptandı. İlk irAE olarak en sık tiroidit (%32), pnömonit (%24) ve hepatit (%20) gözlenmiş olup, çoğu grade 1–2 düzeyindeydi (%68). Hastaların %72,4’ünde steroid tedavisine ilk haftada yanıt alındı; yalnızca 2 hastada ICI tedavisi kalıcı olarak kesilmişti. İlk irAE sonrası 24 hastada farklı bir ikinci irAE gelişmişti. Ortanca 35.2 aylık takipte ortanca PFS 28.2 ay ve ortanca OS 41.9 ay idi (Figür 1 ve 2). Tek değişkenli analizde ECOG PS (p=0.014), irAE grade’i (p<0.001) ve ikinci irAE tipi (p=0.014) PFS için; irAE grade’i (p<0.001) ve ek irAE gelişimi (p=0.04) OS için prognostik faktörler olarak saptandı. Ancak çok değişkenli analizde bağımsız prognostik faktör gösterilemedi.
Sonuç
ICI tedavisi sırasında birden fazla irAE gelişimi, yüksek tedavi yanıt oranları ve uzun sağkalım sonuçları ile ilişkili bulunmuştur ve hastalarda tedavi çoğunlukla sürdürülebilmiştir. Çok değişkenli analizde bağımsız prognostik faktör saptanamamış olsa da, irAE özelliklerinin artmış immün aktivasyonun bir göstergesi olabileceği ve tedavi etkinliğini yansıtabileceği düşünülmektedir. Birden fazla irAE gelişen hastaların klinik seyri ve prognostik öneminin daha iyi anlaşılabilmesi için daha geniş hasta serileri ve prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.
Bulgularımız, dikkatli izlem ve uygun yönetim ile ICI tedavisinin devam ettirilebileceğini düşündürmektedir.