Amaç: Mikrosatellit instabilitesi yüksek (MSI-H) mide kanserinde klinik özellikler, tedavi yöntemleri, sağkalım sonuçlarını değerlendirmek ve prognostik faktörleri belirlemek.
Yöntem: 2000–2024 arasında MSI-H mide kanseri saptanan 112 hasta incelendi. Sağkalım analizleri takip verisi yeterli olan 82 hastada analiz edildi. Hastaların demografik özellikleri, laboratuvar parametreleri, CEA(Karsinoembriyonik antijen) ve CA19-9 (Karbonhidrat antijeni 19-9) düzeyleri, patolojik verileri, klinik izlem bilgileri kaydedildi; genel sağkalım (OS), hastalıksız sağkalım (DFS), progresyonsuz sağkalım (PFS) analiz edildi.
Bulgular: Ortalama yaş 66,4±11,4 olup hastaların %52,7’si erkekti. Tanıda Evre I/II/III/IV sırasıyla %23,2/%24,4/%40,2/%12,2 orandaydı. Tüm kohortta (n=82) ortanca OS 53,5 ay; 5 yıllık OS %46,5 bulundu. Lokalize (evre 1-2-3, n=72) hastalıkta ortanca OS 104,3 ay, ortanca DFS 35,6 ay idi. Lokalize hastalık grubunda neoadjuvan/adjuvan kemoterapi alan (n=43) ve hiç tedavi almayan (n=29) hasta gruplarında 5 yıllık OS %52,2 ve %55,3 (p=0,894); 5 yıllık DFS %42,2 ve %48,0 (p=0,682) olup fark izlenmedi. Radyoterapi alan (n=30) ve almayan (n=42) hasta gruplarında 5 yıllık OS %58,3 ve %48,8 (p=0,383); 5 yıllık DFS %56,2 ve %42,0 (p=0,826) olup fark izlenmedi. Lokalize hastalıkta çok değişkenli analizde ileri evre hastalık (evre III vs evre I; DFS için HR 3,1 p=0,006 ve OS için HR 2,4 p=0,037) ve belirteç (CEA ve/veya CA19-9) yüksekliği (yüksek vs normal; DFS için HR 2,1 p=0,028; OS için HR 2,9 p=0,002) bağımsız kötü prognostik faktörler olarak bulundu. Metastatik hastalık grubunda (baştan metastatik/izlemde uzak nüks saptanan ve tedavi alan, n=22) birinci basamakta immünoterapi alan ve almayan hastalar arasında OS (8,8 vs 15,7 ay; p=0,829) ve PFS’de (7,3 vs 8,3 ay; p=0,992) anlamlı fark saptanmadı.
Sonuç: MSI-H mide kanserinde evre ve CEA ve/veya CA19 yüksekliği hem OS hem DFS için en önemli bağımsız prognostik faktörler olarak saptandı. Lokalize (Evre 1-2-3) hastalıkta neoadjuvan/adjuvan kemoterapi ve radyoterapinin OS ve DFS üzerine anlamlı etkisi gösterilemedi. Sonuçları yorumlarken her evrede hasta sayısının azlığı, ileri yaş hastaların fazla olması (%35’i >75 yaş), tedavi şemalarının heterojen olması göz önünde bulundurulmalıdır.