Amaç
İki ve sonraki basamaklarda Nivolumab kullanan metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanserinde (mKHDAK), pan-immün inflamasyon indeksinin (PIV) prediktif önemi.
Yöntem
Ocak 2022 - Aralık 2024 tarihleri arasında, Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji polikliniğinde, mKHDAK tanısıyla iki veya sonraki basamaklarda Nivolumab kullanan 303 hasta retrospektif tarandı. Kemoterapi veya immünoterapi ile kombine Nivolumab kullananlar (No=8) ile nivolumab yanıtı değerlendirmemiş hastalar (No=25) dışlandıktan sonra 270 hasta analiz edildi. Nivolumab başlanmadan hemen önceki (bazal) hemogramdan PIV hesaplandı.
Bulgular
Meydan yaş 63.8 ay olup %84.1’i erkekti. Hastaların %74.4’de Nivolumab ikinci basamakta kullanmıştı. Hastaların %41.1’de progresif hastalık, %30.4’de parsiyel yanıt, %22.2’sinde stabil yanıt ve %6.3’de ise tam yanıt vardı (tablo1).
Meydan genel sağkalım (mOS) 16 ay iken, meydan progresyonsuz sağkalım (mPFS) 7 ay idi (figure1). PIV optimal cutt-off değeri ROK analizi ile 571 hesaplandı. Düşük ve yüksek PIV grubu arasında hasta ve tümör özellikleri açısından farklılık yoktu.
Yüksek PIV ile karşılaştırıldığında düşük PIV grubunda hem mOS (11 vs 25 ay, p<0.001) hem mPFS (5 vs 9 ay, p<0.001) anlamlı yüksekti. Benzer şekilde, yüksek PIV ile karşılaştırıldığında düşük PIV’li grupta, Nivolumab direnci (progresif hastalık) düşük (%61.3 vs 38.7%, p<0.001) iken; aksine tam yanıt, parsiyel yanıt veya stabil yanıt oranları anlamlı yüksekti (p=0.001). Ayrıca, bazal PIV değerinin Nivolumab yanıtını da predikte edebildiği ROK analizi ile doğrulandı (Spesifite:%62.9, Sensitivite:%61.3, p<0.001) (figure2).
Multivariate logistik regresyon analizinde; düşük PIV’li grup ile karşılaştırıldığında yüksek PIV’li grup, sıfır grubu ile karşılaştırıldığında B kan grubu, ECOG 0-1 ile karşılaştırıldığında ECOG-2 hastalık ve nivolumab öncesi kemoterapiye yanıt verenler ile karşılaştırıldığında yanıt vermeyenler Nivolumab direnci için bağımsız birer risk faktörü idi.
Sonuç
Mevcut çalışma, Nivolumabın mKHDAK hastalarında iki ve sonraki basamaklarda kabul edilebilir toksisitesini ve etkinliğini doğrulamakla kalmamış, PIV’in hem prognoztik hem de prediktif olduğunu göstermiştir. Mevcut bulgularımız prospektif olarak doğrulanırsa, periferik tam kan sayımı immünoterapinin bireyselleştirilmesine katkı sunabilir.