Amaç: Kırılganlık günlük klinikte sık görülen ve birçok hastalıkta prognostik önem taşıyan bir geriatrik sendromdur. Bu çalışmanın amacı, laboratuvar testlerine dayalı Kırılganlık İndeksi (FI-LAB) skorunun, hastanede yatış süresi, yoğun bakım gereksinimi, hastane içi mortalite ve taburculuk sonrası sağkalım üzerindeki etkilerini, hastaneye yatırılan yaşlı kanser hastalarında değerlendirmektir.
Yöntem: Acil servise başvuran ve akut nedenlerle hospitalize edilen 65 yaş ve üzeri kanser hastaları çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik, klinik ve laboratuvar verileri retrospektif olarak incelendi. FI-LAB skoruna göre hastalar; robust (<0,2), pre- frail (0,2–0,35) ve frail(>0,35) olarak sınıflandırıldı.
Bulgular: Toplam 1188 hastanın 736’sı (%62) erkek, 452’si (%38) kadın, ortalama yaş 72,9±6,8 yıl idi. Başvuru anında FI-LAB’a göre hastaların 56’sı (%4,7) robust, 286’sı (%24,1) pre-frail ve 846’sı (%71,2) frail olarak sınıflandırıldı. Ortanca hastanede yatış süresi 12 (4–159) gün idi. Hastaların 547’sinin (%46) yoğun bakım ihtiyacı oldu ve 379’u (%31,9) hastane içinde exitus oldu. Taburculuk sonrası 3, 6 ve 12 aylık genel sağkalım oranları sırasıyla %71,7±1,6, %58,1±1,7 ve %40,9±1,7 olarak saptandı.
Çok değişkenli analizde, başvuru anındaki kırılganlığın yoğun bakıma yatış (Odds Oranı (OR): 4,401; %95 Güven Aralığı (GA): 3,177–6,098; p<0,001), hastane mortalitesi (OR: 5,032; %95 GA: 3,391–7,468; p<0,001) ve taburculuk sonrası mortalite (Hazard Oranı: 1,504; %95 GA: 1,258–1,799; p<0,001) ile ilişkili olduğu gösterildi. Ayrıca taburculuk anındaki FI-LAB skoruna göre belirlenen kırılganlığın, genel sağkalım için bağımsız bir öngördürücü olduğu saptandı (Hazard Oranı: 1,874; %95 GA: 1,582–2,219; p<0,001).
Sonuç: Sonuç olarak, kırılganlık yaşlı kanser hastalarında yaygındır ve morbidite ile mortalite açısından bağımsız bir risk oluşturmaktadır. Yaşamsal bulgular ve laboratuvar sonuçlarını içeren FI-LAB skoru, bu hastalarda klinik sonlanımlar açısından prognostik öngörücü özelliklere sahiptir.