Amaç
Malign melanom cerrahisinde uygulanan rekonstrüksiyon yöntemlerinin onkolojik süreç, komplikasyon oranları ve sağkalım üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Gereç ve Yöntem
2023–2024 yılları arasında plastik cerrahi kliniğinde malign melanom nedeniyle opere edilen 14 hasta retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik özellikleri, tümör lokalizasyonu, AJCC evresi, sentinel lenf nodu durumu, komplet lenf nodu diseksiyonu gereksinimi, uygulanan rekonstrüksiyon yöntemi, komplikasyon gelişimi ve yaşam durumu analiz edildi.
Bulgular
Hastaların %64’ü evre III–IV idi. Yedi hastaya sentinel lenf nodu biyopsisi, yedi hastaya komplet lenf nodu diseksiyonu uygulandı. Üç hastada amputasyon, dört hastada lokal veya fasyokütan flep, üç hastada kısmi kalınlık deri grefti, bir hastada tam kalınlık deri grefti ve altı hastada primer kapama gerçekleştirildi. Majör yara komplikasyonu bir hastada (%7) gözlendi ve çoklu debridman gerektirdi. Diğer olgularda rekonstrüksiyon onkolojik tedavi sürecini geciktirmedi. BRAF mutasyonu üç hastada saptandı. Ortalama takip süresinde iki hasta (%14.3) kaybedildi. Tüm kayıplar ileri evre veya progresif hastalık grubunda gözlendi. Genel sağkalım oranı %85.7 olarak hesaplandı. Erken ve orta evre hastalarda mortalite izlenmedi.
Sonuç
Malign melanom cerrahisinde rekonstrüksiyon, yalnızca defekt kapatma amacı taşımamakta; multidisipliner tedavi sürecinin etkin bir parçası olarak onkolojik güvenliği korurken fonksiyonel ve estetik bütünlüğü sağlamaktadır. Uygun hasta seçimi ve teknik planlama ile rekonstrüksiyonun sağkalımı olumsuz etkilemediği görülmüştür. Mortalitenin temel belirleyicisinin hastalık evresi olduğu izlenmiştir. Plastik cerrahi ve onkoloji iş birliği, özellikle ileri evre ve akral melanomlarda tedavi başarısını destekleyen kritik bir bileşendir.