Amaç
Metastatik prostat kanserinde komorbidite yükü, tedavi sürdürülebilirliği ve klinik sonuçları etkileyen önemli bir hasta faktörüdür. Bu çalışmada Charlson Komorbidite İndeksi (CCI) ile komorbidite yükünün progresyonsuz sağkalım (PFS) üzerindeki prognostik değerini değerlendirmeyi ve yüksek komorbiditeli hastalarda farklı ARPI ajanlarının PFS sonuçlarını karşılaştırmayı amaçladık.
Yöntem
Bu çok merkezli, retrospektif gerçek yaşam çalışmasına 2014–2025 yılları arasında metastatik prostat kanseri tanısı ile sistemik tedavi alan 344 hasta dahil edildi. Komorbidite yükü CCI ile hesaplandı ve kohort medyanına göre CCI <3 ve CCI ≥3 olarak sınıflandırıldı. Progresyonsuz sağkalım Kaplan-Meier yöntemi ile analiz edildi ve gruplar log-rank testi ile karşılaştırıldı. PFS ile ilişkili değişkenler Cox orantısal risk regresyon modeli ile değerlendirildi. Ayrıca CCI ≥3 olup androjen deprivasyon tedavisi (ADT) + ARPI alan hastalarda enzalutamid ve abirateron asetatın PFS sonuçları karşılaştırıldı.
Bulgular
Hastaların medyan yaşı 68,6 yıl olup, medyan takip süresi 29,4 aydı; hastaların %59’unda CCI ≥3 saptandı. Yüksek komorbidite yükü (CCI ≥3), düşük komorbiditeye kıyasla anlamlı derecede daha kısa medyan PFS ile ilişkiliydi (29,0 ay vs 40,5 ay; p=0,038). Çok değişkenli analizde CCI ≥3 (HR: 1,60; %95 GA: 1,07–2,41; p=0,022), yüksek hastalık volümü ve başlangıçta LDH yüksekliği PFS için bağımsız olumsuz prognostik faktörler olarak saptandı. Yüksek komorbiditeye sahip ve ADT + ARPI alan hastaların alt grup analizinde, medyan PFS enzalutamid ile abiraterona kıyasla anlamlı derecede daha uzundu (54,0 ay vs 34,0 ay; p=0,043).
Sonuç
Komorbidite yükü, metastatik prostat kanserli hastalarda tümörle ilişkili klinik değişkenlerden bağımsız olarak progresyonsuz sağkalımı öngören önemli bir hasta kaynaklı prognostik belirleyicidir. Yüksek komorbidite yüküne sahip hastalarda ARPI seçimi PFS sonuçlarıyla ilişkili olup, enzalutamid abiraterona kıyasla daha uzun PFS ile ilişkili bulunmuştur. Klinik pratikte komorbiditenin sistematik değerlendirilmesi, yüksek riskli hastalarda tedavi seçiminin bireyselleştirilmesini destekleyebilir.