Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi

Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi

TTOD 2026
Sunum No: S-022
Meme

TRİPLE NEGATİF MEME KANSERİ TANILI HASTALARDA NÜKLEOFOSMİN-1 DÜZEYİNİN KLİNİK MORTALİTE VE PROGNOZ ÜZERİNE ETKİSİ

Fariz Emrah Özkan1, Esma Bayrak Arıstak1, Çiğdem Özdemir2, Hacer Demir1

1 Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıbbi Onkoloji
2 Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıbbi Patoloji

Görüntüleme: 1
 - 
İndirme : 2

GİRİŞ: Triple negatif meme kanseri (TNBC), meme kanserlerinin yaklaşık %10–20’sini oluşturan, agresif klinik seyir ve sınırlı tedavi seçenekleri ile ilişkili bir alt tiptir. TNBC’nin biyolojik heterojenitesi güvenilir prognostik biyobelirteç ihtiyacını artırmaktadır. Nükleofosmin-1 (NPM1), hücre proliferasyonu, genom stabilitesi ve stres yanıtında rol alan nükleoler bir fosfoproteindir ve bazı solid tümörlerde prognostik değer gösterebileceği bildirilmiştir. Ancak TNBC’de NPM1 ekspresyonunun klinik mortalite ve prognoz üzerindeki etkisi net değildir. Bu çalışmada, TNBC tanılı hastalarda NPM1 ekspresyon düzeyinin klinik mortalite ve prognoz ile ilişkisi araştırıldı.

GEREÇ VE YÖNTEM: Bu retrospektif çalışmaya, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi’nde 01.03.2013–31.12.2025 tarihleri arasında takip edilen 35 TNBC hastası dahil edildi. Klinik ve patolojik veriler hasta dosyalarından elde edildi. NPM1 ekspresyonu immünohistokimyasal yöntemle değerlendirildi. Toplam skor, boyanma şiddeti ile pozitif hücre oranı skorlarının çarpımıyla hesaplandı ve olgular düşük (–/+) ve yüksek (++/+++) ekspresyon olarak iki gruba ayrıldı. Genel sağkalım (OS) ve progresyonsuz sağkalım (PFS) Kaplan–Meier yöntemi ile analiz edildi ve log-rank testi ile karşılaştırıldı. İstatistiksel analizler SPSS programı kullanılarak yapıldı.

BULGULAR: Çalışmaya toplam 35 TNBC hastası dahil edildi. Hastaların tanı yaşı ortalaması 54,9 ± 13,9 yıl idi. NPM1 ekspresyonu 13 (%37,1) hastada düşük, 22 (%62,9) hastada yüksek olarak saptandı. Hastaların %17,1’inde ailede meme kanseri öyküsü mevcuttu ve en sık başvuru şekli ele gelen kitleydi (%68,6). Kaplan–Meier analizinde düşük ve yüksek NPM1 ekspresyon grupları arasında OS açısından anlamlı fark saptanmadı (log-rank p=0,820); düşük ekspresyon grubunda medyan OS hesaplanamazken, yüksek ekspresyon grubunda medyan OS 85,9 ay olarak bulundu. PFS açısından da gruplar arasında anlamlı fark izlenmedi (log-rank p=0,973); medyan PFS düşük ve yüksek ekspresyon gruplarında sırasıyla 42,2 ay ve 31,2 ay idi. Klinikopatolojik özellikler değerlendirildiğinde, yüksek NPM1 ekspresyonu olan hastalarda lenfovasküler invazyon sıklığı anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0,027). Diğer değişkenler ile NPM1 ekspresyonu arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı (tümü için p>0,05).

SONUÇ: TNBC tanılı hastalarda NPM1 ekspresyon düzeyi ile OS ve PFS arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Bununla birlikte yüksek NPM1 ekspresyonu lenfovasküler invazyon ile ilişkili bulundu. Kaplan–Meier eğrilerinde belirgin ayrışma izlenmemesi, sağkalım açısından üstünlük olmadığını düşündürmektedir. NPM1’in TNBC’deki prognostik rolünün netleştirilmesi için daha geniş ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.


Anahtar Kelimeler : meme kanseri,nükleofosmin,üçlü negatif meme kanseri,